Beyköy Et ve Et Ürünleri Ltd. Direktörü Hasan Bozkaya Röportajı

Beyköy Et ve Et Ürünleri Ltd. Direktörü Hasan Bozkaya:

“Ara eleman sıkıntımız var”

Röportaj: Deniz BERKOL

Ülkemizde et sektöründe faaliyet gösteren belli başlı firmalarımızdan olan Beyköy Et ve Et Ürünleri Ltd. bu ayki üye konuğumuz. Direktörü Hasan Bozkaya ile sektörü hakkında yaptığımız söyleşi şöyle:

“Hasan Bey kısa özgeçmişinizi alabilir miyiz?

1975 Lefkoşa Beyköy doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Lefkoşa’da yaptım. Bu mesleğe 20 yıl önce kayınpederim Salih Çelebi sayesinde başladım. Onunla birlikte uzun bir süre çalıştıktan sonra eşim Hidayet Bozkaya direktörlüğünde Beyköy Et ve Et Ürünleri Ltd.’i kurduk. 2008 yılından beridir faaliyetlerimiz geliştirilerek devam etmektedir. Tüm makinelerimizi ve firmamızı kendi öz sermayemizle yaptık. Hidayet Hanım babasından aldığı esas bilgi ve tecrübeye sahip kasaplık mesleğini layığı ile yapmaktadır. Bu işe 2008’de kayınpederimden aldığım tek bir donduruculu araç ile başlamıştık. Şu an 13 araç filomuzla ve 33 çalışanımızla hizmet veriyoruz.

Firmanız ve ürünleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Biz hem üreticiyiz hem de bazı dondurulmuş sebze ve balık ürünlerinin ithalatını yapmaktayız. Hayvancılık, et/et ürünleri ve restaurant çalıştırmaktayız.

Üretim kapsamımızda; salam, sosis, sucuk, fermante ürünlerin yanında ayrı bir işleme ünitemiz olan alanda da dry et ürünleri (dinlendirilmiş et) üretmekteyiz. Otel gruplarına özel dondurulmuş karkas et sağlamkatayız. Bunun yanında ordu evlerinin içerisinde bulunan işletmelerimizde fast food üretimi yapmaktayız döner, hamburger, hazır pizza, hazır tost grupları üretimlerimiz var.  

Şu an için pazarda yer bulmakta sıkıntımız yok. Market gruplarında, kafe, restaurantlar ve otellerde ürünlerimize talep vardır. Her yeni açılan firma gibi biz de ilk zamanlar zorluk yaşamıştık. 3 yıl sonunda müşteri potansiyelimiz artık oturduktan sonra biz de o güveni verdikten sonra hiç bir sıkıntı yaşamadık.

Sektörünüzde yaşadığınız zorluklar var mıdır? Sorun yaşadığınız başlıca konular nelerdir?

Üretimde teknik ve kalifiyeli eleman sıkıntıları yaşamaktayız. Özellikle makine/ekipmanların bakım ve onarımından anlayan kişi bulmak oldukça zor. Bu konularda başta Almanya ve İtalya olmak üzere yurtdışından, destek almaktayız.

 

Et çok hassas ve hemen bozulan bir ürün olduğundan üretim yaparken nelere dikkat etmektesiniz?

Biz üretim yaparken hem devletin veteriner kontrolünden geçiyoruz hem de kendi veterinerlerimize kontrol ettiriyoruz. Dolayısıyla olabilecek sıkıntılı konuları burda çözümlemeye çalışırız.

Ürünlerinizi yurtdışı pazarlarında sergileme şansınız oldu mu? İhracat geçekleştirdiğiniz ülkeler var mı?

Hayır maalesef şu an için ihracat durmumuz yok. Sayın Büyükelçi Halil İbrahim Akça döneminde 3 et firması olarak biz birleşip veteriner dairesinin de içinde bulunduğu bir sürü çalışmalar yapmıştık. Samarella, bumbar, kıbrıs köftesi ve şeftali olmak üzere 4 farklı niş üründe sertifika istedik. Bu geleneksel ürünleri Türkiye pazarına tanıtıp satmak istedik. Bu süreç bizi maddi olarak oldukça yıprattı. Büyükelçi ile konuşulup bir yıl boyunca çalışıldı en son herşey tamam dediler. Biz de gerekli olan hazırlıkları üretim için yapmaya başladık, İspanya’dan 20 tona yakın kuzu terbi getirdik. Diğer ürünler için de hazırlıkları yaptık. Müşteri potansiyelini de araştırdık, 16 tane büyük marketi olan bir firma ile anlaştık. Firma sahibi ile görüşüp buraya davet ettik, burada firmalarımızı gezdirdik tanıttık. Herşey tamamken KKTC akdeniz anemi hastalığından dolayı Trkiye’ye et ürünleri açısından sakıncalı çıktı. Aslına bakarsanız Türkiye’de de bu hastalık olmasına rağmen bizden gönderimi yasaklandı. Dolayısıyla bu çalışmalarımız da boşa gitmiş oldu ve zarara uğramış olduk.

 

İleriye yönelik hedef ve projeleriniz nelerdir?

Sektörümüz şu an et konusunda gelişmektedir. Kalifiyeli etlerde yurtdışını da takip ederek kendimizi durmadan geliştiriyoruz. İnsanımız da et konusunda daha bilinçli ve bu bizi mutlu etmektedir. Müşteri bir kasaba geldiğinde artık, etin tam olarak neresini ve ne için kullanacağını bildiği için bilinçli taleplerde bulunuyor. Hedeflerimiz arasında müşteri portfolyomuzu genişletip, komple üretim hattı kurarak tamamen otomasyon sisteminde et üretimine geçmek bulunuyor.”

 DSC 3711

DSC 3716

Eski başkanlarımızdan Salih Tunar ile odanın dünü ve bugününü konuştuk

Tunar: “Başarılı bir yönetim için ekip çalışması çok önemli”

Röportaj:

Deniz Berkol

Eğitim Koordinatörü

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın 2000-2009 yılları arasında başkanlığını üstlenmiş ve bu görevi başarıyla devretmiş Salih Tunar ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Erkman Grup Şirketler Koordinatörlüğü görevini yürütmekte olan eski başkan Salih Tunar, başarılı bir yönetim için ekip çalışmasına vurgu yaptı.

 

Salih Bey öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1948 yılında doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi tamamladıktan sonra ODTÜ Makine Bölümü’ne başladım ve mezun oldum. 1972’de KKTC’ye döndüğümde iş imkanları çok kısıtlı olduğundan, kısa bir süre İzmir’de çalıştım. İzmir’den döndükten sonra özel sektörde 1 yıl çalıştıktan sonra, 1974 Barış Harekatı sonrası önümüze çıkan imkanlardan faydalanarak kendi işimizi kurduk. Gereken yatırımları yapıp, modern bir tesis haline getirerek Ten Ten Gıda Mamülleri Ltd’i kurduk. 2007’de ortağımızla olan anlaşmazlık nedeni ile şirketteki hissemi satarak kendi şirketim olan Agrocel Trd. Ltd. ile 2 yıl boyunca üreticiden aldığımız patatesi Yeşil Hat tüzüğü kapsamında Güney Kıbrıs’a pazarladık. Patatesin bu yıllardan evel Güney’e satılması yasaktı uzun çalışmalarımız neticesinde yaş sebzede Yeşil Hat tüzüğünü ilk kullananlardanım. 2009 yılında ortaya çıkan sıkıntılar sebebi ile bu firmayı da kapatmak zorunda kaldım. 2009 yılından şimdiye kadar Erkman Şirketler Grubu’nda Genel Koordinatör olarak görev almaktayım. 2 oğlum ve 2 de torunum var.

2000 – 2009 yıllarında Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nda Başkanlık görevinde bulundunuz. O dönemdeki faaliyetleriniz ve almış olduğunuz kararlar hakkında bilgi alabilir miyiz?

Başkan olmadan önce Yönetim Kurullarında birçok defa görev yaptım. 2000 yılındaki Oda seçimlerinde arkadaşlarla kazandığımız Yönetim Kurulunda Başkan olmam yönünde ortak fikir çıktı. 2000-2009 yılları arasında 3 dönem Sanayi Odası’nda Başkanlık görevini yaptım. 2009 yılında kendi isteğim ve yaptığımız hizmetleri yeterli görerek görevden ayrılma gereği duydum.

Almış olduğumuz Sanayi Odası Yönetimi kararlarıyla Kıbrıs Türk Sanayi Odası ve üye firmaları hep daha iyiye ve ileriye götürmek için arkadaşlarla beraber çalıştık. Ekip çalışmasına inanıyorum o yüzden bugün birçokları örnek olarak gösterilebilecek çalışmaları ekip olarak yaptık. Örnek vermek gerekirse 2001 yılında çok ses getiren KKTC’de ilk Yerli ürünler Fuarı’nı yapmıştık. Daha sonra geleneksel olarak her yıl yapılmaya devam etti. Bu fuarda en önemli amacımız yerli ürünleri halka tanıtmak ve yerli ürünlerin tercih sebebi olmalarını sağlamaktı. Yine ilk yaptığımız işlerden birisi de 2003 sonrası kapıların açılmasıyla 2004 yılında ilk defa Güney Kıbrıs’ta KKTC Sanayi Fuarı düzenlemekti. Bu fuar yalınız Kbrıs Türkleri arasında değil Kıbrıs Rumları arasında da büyük ilgi gördü ve 1800 m2’lik bir alanda, 60’a yakın firmanın katılımıyla gerçekleşti. Böylelikle Kıbrıslı Türklerin o güne kadar neler ürettiğini gördü ve hayret içerisinde kaldılar. Yine bir başka ilk yapılan işlerimizden, yurt dışı fuarlarına katılımlarımız oldu. Dubai’de ilk defa 2007 yılında Gulfood Gıda fuarına katıldık. Yine aynı yıllarda Berlin’deki FruitLogistica Yaş meyve sebze Fuarına Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın North Cyprus şemsiyesi altında katıldık. Halen daha bu fuarlara orginazyonların düzenlenmesi ve katılımın olması memnuniyet vericidir. Zaten Başkan ve Yönetim Kurulu üyeleri olarak biz Kıbrıs Türk Sanayi’sinin çıkış yolunun dışa açılmak olduğu bilinciyle sanayicimizi devamlı dışa açılması için teşvikte bulunarak gerekli çalışmaları da bu yönde yaptık.

Bunun dışında basın birimini oluşturarak Sanayi Bültenini her ay içeriğini hazırlayıp düzenli olarak çıkarmaya başladık.

Benim 9 yıllık Yönetim Kurulu Başkanlığım döneminde yapılan en önemli işlerden birisi de Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın kendi modern binasına kavuşmuş olmasıdır. Bunun da en büyük destekçisi TOBB ve Türkiye’deki katkı koyan Odalar ve bizim Sanayicimizin yapmış olduğu destektir. Bugün Sanayi Odası’nın övünebilecek bir binası varsa bu Yerli üreticilerimiz, TOBB ve diğer katkı yapan tüm Odalar sayesindedir diyebilirim.

Gelinen aşamada Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın konumu, duruşu ve faaliyetleri hakkında neler düşünüyorsunuz?

Şimdi herşey dört dörtlükdür demek mümkün değildir, fakat şu an görevde bulunan Yönetim Kurulu’nun birçok yurtdışı fuarlara katılım ve sanayiycilerin hibe/destek alması için çalışmaları gibi olumlu yönde katkılar yapmıştırlar. Yalnızca bizim dönemin ve bizden sonra devralan Yönetim Kurulunun başaramadığı konulardan birisi Sanayi Bölgeleri sorunudur. Biz Sanayi Bölgelerinin Türkiye’de olduğu gibi Sanayi Odalarına bağlanması ve çalıştırılması gerektiğine inandık fakat bunu sağlayamadık. Bizden sonra gelen Yönetim Kurulu da bu yönde çalışmalar yapmasına rağmen bugün hale daha Sanayi Bölgelerinin düzensiz olduğunu görüyoruz. Bunun çıkış yolunun, Devlet Sanayi Bölgelerindeki arsa tahsislerini ve işletmesini tamamen Sanayicilerden kurulu ve Sanayi Odası Başkanlığından bir komiteye devretmesi en doğru yol olacaktır.

Sanayi Odası’nın şu an daima yurtdışı fuarlara organizasyonların düzenlenmesi oldukça iyi bir gelişmedir. Üye firmaların kurumsallaşması yönünde yapılan Oda bünyesinde düzenlenen eğitimler gibi etkinlikler de oldukça olumlu oda faaliyetleri arasındadır. Son dönemde Yönetim Kurulu’nun aldığı kararlardan biri de belirli zaman aralıklarında Sanayi Odası’na geçmişte hizmet etmiş kişilerden oluşturulan kurul oluşturarak istişare yapılmasını uygun gördü, bence çok faydalı bir karardır. Bizim dönemimizde biz Türkiye’deki ilişkilerimize çok önem veriyorduk. Özellikle TOBB’nin desteği ile onlarla birlikte heyetlerine dahil olarak ülke ziyaretlerinde bulunduk. Böylelikle hem tecrübe kazanmış olduk hem de Kıbrıs Türk Sanayisini tanıtma fırsatı elde ettik. Odamız adına ses getiren olaylardan biri de , Türkiye’de o dönem Başbakan Erdoğan önderliğinde yapılan Rusya ziyaretine heyetle Oda olarak bizim de katılarak Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı olarak konuşma imkanı verilmesidir. Türkiye’deki odalara yaptığımız ziyaretler ve iyi ilişkilerimizi sürdürmek Odamız adına prestijli bir görünüm sağlamıştır. Bu tür ilişkilerin devam ettirilmesi çok önemlidir.

Sizin Başkanlık yaptığınız dönemle şu anki Kıbrıs Türk Sanayisi hakkında görüşleriniz nelerdir?

Sanayicinin en büyük sorunlarından birisi rekabet edebilirliktir. Bu konuda Türkiye’de rekabet edinebilirliği sağlamak için destekler verilmektedir. Biz de yaptığımız çalışmalarla bu desteklerin bir kısmının burda uygulanmaya başlamasını sağlamaya çalıştık. Bu temeli attık ve bizden sonra gelen Yönetim Kurulu da bu yönde çalışmaları başarı ile yürüterek desteklerin verilmesini sağladılar. Kıbrıs Türk Sanayisinin bu dönemdeki en büyük yeniliği Türkiye tarafından yürütülen Turizm ve Tarım alanlarında yürütülen destek ve hibe programlarının Sanayi alanında da uygulanmasıdır. Bu çok olumlu bir gelişmedir ve bundan faydalanan birçok üreticimiz de hem makine ekipmanlarını yenileme fırsatı buldu hem de üretim artışını sağlamış oldu diyebiliriz.

Bizimle başlamış olan yurtdışı çalışmaları bugün halen başarı ile yapılmaktadır. Kurumsallaşma çalışmalarımız göreve geldiğimiz ilk günden beri başlamıştı. Bunun ancak ilk önce yeni bir bina yapımı ile ivme kazanacağını düşündük. Neticede kurumsallaşmanın temeli uygun koşullarda ve modern ofislerin olmasına dayanmaktadır. Bugün Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın 200 kişilik konferans salonu ve diğer toplantı salonları ile Lefkoşa’nın en önemli kurumları arasında yer almaktadır, bir çok önemli toplantıların Odada yapılmış olması da o zamanki kararımızın ne kadar isabetli olduğunun kanıtıdır. Bizim yönetimimizden sonra Oda’nın mali imkanları da artarak yeni personel sayısı artışı yapıldı ve Fuarlar, Yaşam Boyu Eğitim ve İş Geliştirme gibi yeni departmanlar kuruldu. Bu da hem daha iyi hizmet vermek adına olumlu bir gelişme hem de kurumsallaşmanın devamını sağlamış oldu. Bizden sonraki şu an ki Yönetim Kurulu’nunda bu yönde çalışmış olması ve başarılı sonuçlar alması takdire şayandır.

salih tunar1

salih tunar2

Röportaj - Bozkaya Ltd. Direktörü Mahmut Sarper “Kum ve çakılını her ülke kendisi karşılar”

Röportaj - Bozkaya Ltd. Direktörü Mahmut Sarper “Kum ve çakılını her ülke kendisi karşılar”

 Deniz Berkol

Eğitim Koordinatörü

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Ülkemizde dünya standartlarına uygun taşocağı işletmeciliği yapan Bozkaya Ltd. Direktörü Mahmut Sarper ve şirketin hazır beton bölüm sorumlusu Damla Karadeniz ile görüştük. 3 nesil taşocakcılığı yaptıklarını belirten Bozkaya ailesi, “Çevreci arkadaşlarımızın dikkate alması gereken ve maalesef hiç dikkat etmedikleri bazı hususlar vardır. Eğer bir ülkenin kum çakıl gibi ürünlerine ihtiyacı varsa bu bir şekilde kendi yerel kaynaklarıyla üretilecek. Yani yurtdışından getirirerek başka bir ülkenin dağını kullanmak evrensel bir çevrecilik değildir. Tüm dünya da bu tür ihtiyacını kendi ülkesinde üretiyor.”

  • Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz lütfen?

Mahmut Sarper: 1957 Küçükkaymaklı Lefkoşa doğumluyum. Evliyim ve 3 kız babasıyım. Elektrik Mühendisiyim ve 1980’den beri aile şirketi olan Bozkaya Ltd.’de çalışmaktayım. Ben 3. nesil taşocakçıyım. İlk olarak rahmetlik dedem Baf’da bu işe başlamıştı sonra babam devam ettirdi.

Damla Karadeniz: 1985 Lefkoşa doğumluyum Berlin Hamburg Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği bölümünden mezun oldum aynı zamanda çevre mühendisliği okudum. 2015 yılında da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın açmış olduğu İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlık kurslarından sertfikamı aldım. Bozkaya Ltd’de hem hazır beton hem de kalite ve üretim sistemlerinden sorumluyum.

  • Firmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz?

Mahmut Sarper: Bozkaya Ltd.’i 1977’de babam kurdu. Daha sonra ben teslim aldım şu anda direktör ve hissedarıyım artık yavaş yavaş da çocuklarım devam ettirmek için göreve başladılar. Baba mesleği olmasının büyük bir katkısı olmasının yanında bu mesleği seçmemde tek etken değil çünkü çok severek yapmaktayım. Madencilik sektörü bence alışkanlıktır ve girdin mi çıkamazsın.

Taşocakcılığı madencilik bölümümüzde beton santrallerine, asfalt şantiyelerine müteahhitlere inşaat sektörüne Agrega, (kum ve çakıl) hizmeti vermekteyiz. Bunun yanında iki yıldır hazır beton sektörüne girdik ve bu alanda da faaliyet göstermekteyiz. Toplam 7 mikserimiz ve 30’a yakın personelimizle hizmet vermekteyiz. Müşterilerimizden memnunum, kaliteyi isteyen bizimle çalışmaktadır.

Damla Karadeniz: Bizim amacımız zamanında dedemizin kurduğu babamın geliştirdiği işi daha da geliştirip ve onların kurduğu Bozkaya Ltd’i utandırmadan devam ettirmek. Bu sebeple ürün ve hizmet kalitesi bizler için çok önemlidir. Daha iyi hizmet için laboratuvar kurduk ve denetimlerimizi sürekli yapıyoruz.

  • Yeni faaliyet alanınız hazır beton hakkında bilgi alabir miyiz?

Damla Karadeniz: Hazır beton alanına girmeden evel ciddi bir hazırlık sürecimiz oldu. Şirket olarak hep en önde ttuğumuz ürünün kalitesi, standartları ve müşteri menuniyeti bizim olmazsa olmazımızdır. Beton sektörüne girmeden önce ilk yaptığımız iş betonla ilgili akredite edilmiş inşaat laboratuvarımızı kurmak oldu. Üretime başlamadan evel aylarca ürünümüzü hazırlayıp test ettik. 2014 yılında da hazır beton alanında hizmetlerimize başladık.

Mahmut Sarper: Sektöre giriş yapma sebebimiz tamamıyle devletin madencilik sektörüne yönelik yanlış politikalarıdır. Ne yazık ki iktidardakiler bizim müşteri olarak kabul ettiğimiz kişileri o ya da bu şekilde taşocakcılığı sektörüne aldılar ve hepsi madenci olunca doğal olarak pazarımız daraldı ve bizde beton sektörüne girmeye karar verip böyle bir adım attık. Nihayetinde bu sektör de bozulmaya başlarsa inşaat sektörüne girip müteahhit olacağız sonuçta bir yaşam mücadelesi vermekteyiz. Ama söyleyebileceğim tek şey vizyonumuzdan vazgeçmeden bu sektörde de yürümeye devam edeceğiz.

  • Sektörünüzdeki zorluklar nelerdir? Ne gibi önlemler ve önerileriniz var?

Mahmut Sarper: Aslında yıllardır üzerinde durduğumuz ve başarılı olamadığımız tek konu var; herkes işini yapsın. Mesela bu kadar yıldan sonra ben betonculuğu öğrendim. Altyapı hizmetleri kurum ve kişilerin müteahhitlik yapması ve baştan sona kadar tüm üretimleri kendisinin yapması bence hoş değildir.

Sektördeki en büyük sıkıntıya gelecek olursak, bu işe gönül verip yapan kişilerin sayısının fazla olması ki bu da yine devletin yanlışıdır. Herhangi bir istatistiki bilginin olmayışı sebebiyle herkese ocak izni verilmesi, betoncu ve müteahhit olma yetkilerinin kolayca verilmesidir. Sonuçta aynı sektörde çalışanların fazlalığı sebebiyle inanılmaz rekabetçi bir ortam yaratıldı. Rekabet çevresel açıdan bakılacak olursa kaliteyi ve ucuzluğu getirmesi gerekirken, içinde bulunduğumuz vahşi rekabette kalitesizliği doğurmuştur. Bu kalitesizliği ve hammaddenin eksik kullanımları gibi durumları ülkemizde maalesef denetleyecek herhangi bir kurum yok. Biz firma olarak laboratuvarlarda mutlaka denetimlerimizi sürekli olarak yapmaktayız. Rakiplerimizle biz fiyatla değil, hizmet sektöründe rekabet etmek istiyoruz. Devletin belli bir sayı belirleyip bunun üzerine çıkmaması gerkiyor. Bir yatırım bir işyeri açılacağında DPÖ, YAGA gibi istatistiki bilgilerin gözden geçirilip bu kurumlardan mutlaka görüş alınıp ve bu görüşler doğrultusunda izinler ve yetkiler verilmelidir.

  • Akaryakıt ve elektriğe yapılan zamalarla ve dövizin artışı ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Mahmut Sarper: Zamlar tamamiyle saçmalıktır ve akıl almaz bir olaydır. Hükmedenlerin hiç bir şekilde üretici ve tüketiciyi düşünmeden aldıkları kararlardır. Akaryakıta yapılan zam kabul edilebilir birşey değil ve %50’nin üzerinde Devlete fon olarak geri gittiğini biliyorum. Özellikle dövizin fırladığı bu dönemde hükümet bence kendi ayağına kurşun sıkmaktadır. Elektriğe yapılan %20’lik zam çok ciddi bir rakamdır. Mecburen biz de fiyatlarımızda artış yapmak durumunda kalıyoruz ve hammadde almakta zorlanacağız, bu bir zincirdir.

Damla Karadeniz: Gelir aynı ve gider her gün artmakta olduğundan çalışanlarımıza da artış yapmakta zorlanmaktayız. Eğer olası bir anlaşma olursa taşocakcılığı sektörümüzde rekabet edebilecek düzeyde olduğumuzu düşünüyorum. Fiyat konusunda da kalite konusunda da oldukça iyiyiz. Ama bu şekilde zamlar devam ederse önce üreticiler batacak, sonra da kredi sağayan bankalar batacaktır.

  • Çevre Platformlarının sektörünüz ve doğanın tahrip edilmesi hakkında düşüncelerini nasıl yorumluyorsunuz?

Mahmut Sarper: Madenci olduğum için belki de çoğu insan gülüp geçecektir ama ülkede yüz çevreci varsa bunlardan biri de ben olduğuma inanıyorum. Biz bu şirketi kurduğumuzda özellikle Annan Planı döneminde Güney Kıbrıs’a ihracat belgelendirmelerine çok büyük önem verdik.

Damla Karadeniz: Şu anda şirketimizin CE belgeleri, beton ve asfaltla ilgili ürün ve kalite belgeleri, OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği, ISO 9001, 14001 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 17025 Laboratuar Akreditasyon Yeterlilik Belgemiz mevcuttur.

Mahmut Sarper: Çevreci arkadaşlarımızın dikkate alması gereken ve maalesef hiç dikkat etmedikleri bazı hususlar vardır. Eğer bir ülkenin kum çakıl gibi ürünlerine ihtiyacı varsa bu bir şekilde kendi yerel kaynaklarıyla üretilecek. Yani yurtdışından getirirerek başka bir ülkenin dağını kullanmak evrensel bir çevrecilik değildir. Tüm dünya da bu tür ihtiyacını kendi ülkesinde üretiyor. Ada ülkeleri Malta, Girit ve Rodos dahil hepsinin taşocakları mevcuttur. Olay burada görsel çevre kirliliğini olabildiğince minimize etmektir. Hükümetlerin aldığı bir karar var ve ben doğru buluyor ve destekliyorum bu kararı şöyle deniliyor: Beşparmak dağları silüetini bozacak şekilde asla ocak kurulmayacak. Ve baktığımızda bir ocak hariç hiç kurulmadı. O kurulan da devlete ait ve sadece Girne liman yapımı için açılan ve sonrasında kapatılan bir ocaktır. Sonra dediler ki uçak ve gemi güzergahları kuzeydendir ve bu alanlardan gelirken ocaklar görünmesin diye kuzey sahili boyunca hiç ocak izni verilmedi. Sonra dediler ki Beşparmak sıradağlarının ana akiferinden alınmasın. Şu anda bizim işlettiğimiz taşocaklarının tümü bu ana akiferin önündeki küçük tepeciklerdir. Bir tek ana akiferle çalışan yine devlet olmuştur. Toplamda 4-5 adet taşocağı yeterli olup çok fazla kirlilikte yaratmadan bu ihtiyacı karşılayabilecekken, bu sayının 15-16’lara çıkarılmasına ve bu kirliliğin oluşmasına sebep biz değiliz. Açıkcası Beşparmaklara baktığımda boydan boya oyukluk görmek benim de hoşuma gitmiyor.

Damla Karadeniz: Benim bu konuda eklemek istediğim ayrıca bizde de suç olduğudur ki kendimizi yeterince anlatamadık. Ben inşaat mühendisiyim aynı zamanda çevre mühendisiyim ve yine aynı zamanda İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanıyım. Çevreye zarar diye bir ibare yok aslında çevreye etkisi demek daha doğru olacaktır. Biz burada düzenli olarak çevreye etki analizlerimizi yapmaktayız. Nedir bu çevreye etkiler; mesela Jeoloji ve Maden Dairesi’nin olmazsa olmaz yasasında geçen, bir taşocağı akiferlerden en az 100 metre ileride olabilir ve hiçbir ocak bu akiferlerin yanında bulunmamaktadır. Dolayısıyla su kaynaklarının zarar görmesi gibi birşey söz konusu olamaz. Ağaçlandırma konusunda da birşey söylemek isterim bu alanlarda onbinlerce ağaç dikimi yapılmıştır. Firma olarak biz 9 Eylül İkokulu’ndan öğrencileri getirip ağaç dikme etkinliği bile yaptık. Bunu yanında teraslandırma sistemimiz vardır. Beşparmak Dağlarını bir A4 kağıdı örnek alırsak, bütün taşocakları toplamda bir kalemin ucu büyüklüğündedir. Çevreciler bu konularla ilgili seminler düzenliyorlar yazıp çiziyorlar fakat bir kişi de gelip burada inceleme yapıp görüş almıyor. Denetim yok diyorlar, bu ülkede bu kadar sık denetlenen başka bir sektör yoktur. Yıllık denetlemelere Jeoloji Maden Dairesi, Orman Dairesi, Patlayıcılar Dairesi, Çevre Dairesi hepsi gelmektedir. Bu taraftan ISO denetimlerimiz de sürekli sürüyor. Bir de haftada bir Jeoloji Maden Dairesi habersiz denetim yapmaktadır. Bunu halk bilmiyor ve maalesef onlar dağı oyup denetimsiz bir şekilde bu işi yaptığımızı düşünüyorlar. İşte bizdeki hata da bunları yeteri kadar belki de anlatmayışımızdandır.

 


 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Elektronik İmza ile tanışıyor

Denizler Bilişim Hizmetleri & MOSO Technologies şirketlerinin ortak girişimi olan "e-imza KIBRIS", Kıbrıs’ın ilk Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcısı oldu.

“Elektronik İmza”, elektronik dokümanları imzalamak için kullanılan ve ıslak imza ile aynı hukuki geçerliliğe sahip olan elektronik veriyi ifade eder. Elektronik İmza, elektronik işlemlerde gönderilen bilginin yolda değişmediğini, gönderen kişiye ait olduğunu ve inkar edilemeyeceğini garantiler. Elektronik İmza, Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu (BTHK) tarafından onaylı Elektronit Sertifika Hizmet Sağlayıcı (ESHS) tarafından sunulmaktadır.

e-imza KIBRIS, Zaman Damgası Hizmet Sağlayıcısı olarak, elektronik ortamda yapılan işlemlerin kayıt altına alınması; elektronik verilerin üretildiği ve değiştirildiği zamanın tespit edilmesini sağlamakta; özelinde de yenilikçi servisler sunmaktadır. Böylece bilgisayar ortamında yer alan ve elektronik olarak atılan zaman damgası ile işlemin yapıldığı andan itibaren hiçbir değişiklik yapılmadığı yasal olarak kanıtlanabilmektedir.

Denizler Bilişim Hizmetleri Genel Müdürü Lisani DENİZ, Elektronik İmza’nın dijital yaşama geçişte kilit rol oynağıdını söyledi. “Dünyada Elektronik imza, son dönemde e-devlet ve elektronik güvenlik alanında en önemli uygulamalardan biri” diyen Deniz, Elektronik İmza’nın gerek kamu sektörü, gerekse özel sektörde elektronik yaşama geçişte anahtar bir rol üstlenmeye devam ettiiğine dikkat çekti. Deniz, şöyle konuştu: “Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu’ndan aldığı yetkiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ilk elektronik imza hizmeti veren kurum olan e-imza KIBRIS, yetkilendirildiği 9 Eylül 2016 tarihinden itibaren, müşterilerine 2016 yıl sonuna kader e-imza ürün ve hizmetlerinde yüzde 15 indirimli sahip olma imkanı sunacak. Elektronik imza başvurularını www.e-imzakibris.com adresinden online yapıp satın alabilecekler.Elektronik İmza; e-devlet, e-şirket ve e-vatandaş gibi tanımların altında yatan mantığın olmazsa olmazı. e-imza KIBRIS bu konuda üstlendiği misyon uyarınca Elektronik İmza’nın yaygınlaşması için önemli bir çalışma başlattı. Elektronik İmza’nın yaygınlaşması devletin vatandaşlara, şirketlerin de müşteri ve çalışanlarına daha iyi hizmet veriyor olması anlamına geliyor.’’

MOSO Technologies Genel Müdürü Cüneyt ÇERKEZ de, e-imza KIBRIS’ın “yerinde kimlik tespiti ve kurulum” hizmetiyle müşterilerine büyük kolaylık sağladığına dikkat çekti. ÇERKEZ, sağladıkları hizmeti şöyle anlattı: ‘’Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilk Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcısı (ESHS) olan ‘’e-imza KIBRIS’’olarak biz de iş yoğunluğu nedeniyle elektronik imza sahibi olma fırsatı bulamayanlara tüm Kuzey Kıbrıs’ta ‘yerinde kimlik tespiti’ ve ‘yerinde kurulum’ hizmetleri sunarak büyük kolaylık sağlıyoruz. 93/2007 Sayılı Elektronik İmza Yasası, Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcı kurumlar için “yüz yüze kimlik tespiti”ni zorunlu tutuyor. Bu durum, özellikle de yoğun bir iş temposuyla çalışan kişiler için sıkıntı yaratabiliyor. Yerinde kimlik tespiti uygulamamız, başvuruda bulunan kişilerin telefon ile aranması, ortak bir randevu zamanının belirlenmesi ve başvuru sahiplerinin belirlediği adreslere gidilerek kimlik tespiti yapılması süreçlerini ve telefonla teknik destek hizmetini kapsıyor. ‘Yerinde kurulum’ hizmeti ise, elektronik imzaların kullanılabilmesi için elektronik sertifikaların içinde bulunduğu akıllı çubukların (e-token) bilgisayarlara kurulması, tanıtılması ve gerekli ayarlarının yapılmasını içeriyor’’. ÇERKEZ, sağladıkları hizmet kolaylıklarına ilişkin bilgi verirken yenilikçi gelişmenin önemine de vurgu yaptı: “e-imza KIBRIS olarak inovasyonu, ‘doğru’ iş yapmanın en önemli özelliklerinden biri olarak görüyoruz. Bizim için inovasyon, yaptığı iş konusunda sürekli olarak kafa yormak, iyileştirmek ve işin genel içerik ve yararlarının ötesinde toplum için ‘faydaya dönüşebilecek’ yeni içerik ve özelliklerle yeni projeleri hayata geçirmektir. e-imza KIBRIS’ı benzer işi yapan diğer kurumlardan ayıran en önemli özellik, bir ‘beceri merkezi’ olması ve içinde yeni fikirler barındıran birçok uygulamada öncü rolünü üstlenmesidir.”

e-imza KIBRIS’la kamuda e-devlet uygulamaları, online dava açma, adres değişikliği bildirimleri vb; özel sektörde ise banka talimatları, bayi ağı iletişiminde sipariş süreci, çalışan hizmet sözleşmeleri vb ıslak imza gerektiren tüm işlemlerde kullanılabilecektir. Dünyadaki örneklerine baktığımız zaman, e-imza kullanmaya başlayan bireylerin ayda 5 günün üzerinde zaman kazandığına da dikkat çeken ÇERKEZ şöyle konuştu: “Düşük kağıt tüketimi ülkeler için önemli bir gelişmişlik, şirketler içinse önemli bir kurumsallaşma simgesi… Elektronik İmza zaman ve maliyet konularında sağladığı faydaların yanı sıra kağıt, kartuş ve tonerlerden yapılan tasarruflarla çevreye de büyük katkılar sağlıyor. Bir insanın yıllık ortalama oksijen ihtiyacını karşılamak için 7-8 ağaç gerekiyor. e-imza KIBRIS olarak şirketlerin e-imzalı projeler üretmesine destek olmayı ve bireylerin e-imza edinmesini sağlayarak kurtaracağımız ağaçlalar sayesinde birçok insanın oksijen hakkını elinden almamış olacağız. Tüm birey ve kurumları bu duyarlılığın bir parçası olmaya davet ediyoruz. Nüfus artışı ve ekonomideki büyümenin, doğal kaynakların üzerindeki baskıyı artırarak çevrenin doğal yapısını bozmaya yönelik tehdit oluşturduğunu belirten ÇERKEZ, “Diğer yandan yaşanan hızlı teknolojik dönüşüm ve eskiden kağıt üzerinde yapılan işlemlerin elektronik ortama taşınması doğa üzerindeki bu tahribatı azaltmak için bize ciddi bir fırsat sunuyor” dedi.

Lisani Deniz, e-imza ile Fikri Mülkiyet haklarının artık sanal dünyada korunabileceğine dikkat çekti. DENİZ, bilgisayar ortamındaki verilerinizin elektronik olarak damgalandığı zamanı ve o tarihten itibaren üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadığını gösteren, herhangi bir uyuşmazlıkta delil olarak gösterilebilecek bir sayısal zaman damgası uygulamasının müjdesini de verdi.

‘’Bilgi çağında inovasyon her geçen gün hız kazanırken, bilginin yayılma hızı da artıyor. Bu durum fikri mülkiyetin korunmasını da zorlaştırmaya devam ediyor. Günümüzde geleneksel yöntemler dijital ortamda hazırlanan fikirleri korumak için yetersiz kalıyor .Bilişim ve ürün geliştirme alanında dijital ortamda çok daha fazla fikrin üretildiği, müzik ve kitap gibi içeriklerin djitalleştiği böyle bir dönemde bu durum gelişmenin önünde bir engel teşkil ediyor. e-imza KIBRIS ekibinin üzerinde çalıştığı yeni bir uygulama ile fikir ve sanat eserleri sahiplerine güvence sunulacak. Fikri Mülkiyet içeren belgelerin dijital ortamda hızlı ve güvenli bir şekilde zaman damgasıyla tasdikleyecek uygulama, Kuzey Kıbrıs’ın önde gelen bilgi ve sanat üreticilerini koruma altına alacaktır. Yazarlar, müzisyenler, tasarımcılar, audiovisual tasarım yapanlar, kurumlar, bilim adamlar, araştırmacılar, doktorlar, sağlık kuruluşları, öğrenciler, iş fikri sahipleri, icat sahipleri, fikir üretenler vb. çalışmaları fikri ve sınaî mülkiyet kapsamında sayılabilecek kişiler ile ticari sırlarına ilişkin zaman bilgisi elde etmek isteyen herkes bu uygulamadan faydalanabilecektir’’

Cüneyt ÇERKEZ de Mobil İmza müjdesi Verdi. ‘’Elektronik ortamda veya internet üzerinde imza atmamızı sağlayan bir teknoloji olan e-imza uygulamasının cep telefonlarına taşınmasıyla ortaya çıkan mobil imza, kullanıcılarının hayatını büyük ölçüde kolaylaştırıyor. Normal süreçler içinde fiziksel olarak bir yere giderek ve ıslak imzamızı atarak yapılan birçok işlem, mobil imza sayesinde artık cep telefonu üzerinden yapılabiliyor. Dünyadaki kullanım örneklerine baktığımız zaman, özellikle bireysel bankacılık uygulamasında mobil imzanın çok büyük bir ağırlığı olduğu gözlemleniyor. e-imza KIBRIS, Kuzey Kıbrıs’ta mobil imza hizmetini sunabilmek için de yoğun bir şekilde çalışmalarını sürdürmektedir. Kurumsal alanda iş akışının düzenlenmesi, azalan yönetim ve iletişim giderleri, artan ticaret hacmi ve sosyal paydaşlar arasında kurulacak güven ağı gibi faydalar sağlayan mobil imza, bireylere de, zaman ve para tasarrufu imkânı tanımaktadır’’.

DENİZ, vatandaşlara daha hızlı ve iyi hizmet götürmenin en önemli adımlarından birinin devlet hizmetlerinin elektronik ortama taşınması olduğunu söyledi.

“e-devlet sayesinde zaman ve mekân bağımlılığı ortadan kaldırılacak, vatandaşlar da istedikleri zaman istedikleri yerden söz konusu hizmetlere ulaşabilecekler. Ayrıca devlet de gerek maliyetlerinde gerekse iş süreçlerinde son derece önemli iyileştirmeler sağlayabilecek. e-devlet uygulamasının önemli bir aşaması da hizmetlerin, vatandaşlara, bugün bilgisayarlardan çok daha yaygın bir kullanıma sahip olan mobil cihazlar üzerinden ulaştırılması yani m-devlet uygulamasıdır. Bu kapsamda sunulacak hizmetlerin en önemli unsurlarından biri de ıslak imzayı elektronik ortama taşıyan e-imza ve cep telefonlarına taşıyan mobil imzadır. e-imza KIBRIS olarak, e-devlet ve m-devlet hizmetlerinin elektronik ve mobil imzanın yaygınlaşmasına paralel olarak gelişeceğini düşünüyoruz. Bu amaç doğrultusunda yine bir ilk’i gerçekleştirmek için mobil imza uygulamasını hayata geçirmişmek için yoğun çalışmalara da devam ediyoruz. Devlet hizmetlerinin gerçek anlamda elektronik ve mobil ortama aktarılmasıyla vatandaş olarak daha iyi hizmet alabileceğimize inanıyoruz.”

ÇERKEZ, Elektronik İmza’nın kimlik doğrulamada en güvenilir yol olduğunun altını çizdi. Elektronik imzanın bankacılık işlemlerinden elektronik oy kullanımına kadar pek çok alanda yaşanabilecek her türlü hileyi ortadan kaldıracak tek sistem olduğunu ifade eden ÇERKEZ, “Elektronik İmza ile vatandaş olarak evimizden oy verebileceğimiz gibi her türlü şaibe de ortadan kalkacaktır. Bugün Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Güney Kore, Japonya ve Avrupa’nın pek çok ülkesinde nüfusun çoğunluğu Elektronik İmza kullanıyor” dedi. 

e-imzaKibrisRes1

 

 

 

 

 

 

 

 

 

e-imza KIBRIS

Denizler Bilişim Hizmetleri & MOSO Technologies şirketlerinin ortak girişimi olan "e-imza KIBRIS", KKTC’de bilgi toplumuna giden yolda gerekli olan bilgi güvenliği alt yapısının tesisinde önemli bir kilometre taşı olmak amacıyla oluşturulan Elektronik İmza Ürün ve Hizmetlerinin kurumsal markasıdır.

e-imza KIBRIS, bireylere ve kurumlara bilgi güvenliği ve elektronik imza konusunda dünyada pazar lideri olan çözümler sunar. e-imza KIBRIS, kurumlara özel projeler geliştirmenin yanı sıra gelişen teknolojiye uygun kullanıcı dostu ürün ve hizmetler üzerinde de çalışmaktadır.

Detaylar için www.e-imzakibris.com web sitesini ziyaret edebilirsiniz.